Genelde şöyledir:
Genelde kızlar kusursuzu ararlar fakat bulamazlar, çünkü kusursuz insan yoktur, hele bide erkek, asla...
Kendine göre kusursuz vardır; ki kızlar o özellikteki kişiyi bulunca ise kusursuzda kusur ararlar ve bulamayınca ise 'bu işte bi iş var, böyle olmaması gerekiyordu' deyip bırakırlar. İşte bu birinci senaryo idi. İkincisi ise o kusursuz bir kusur işleyince 'bu bana göre değil, kusursuz değil' derler ve yine bırakırlar.
Ama herşeye rağmen birbirlerini bulup sevenler ise -ki kayda değer sorunları olmayanlar bunlar, salaktırlar-aptaldırlar. Çünkü bu aşk-meşk, sevgi, bağlanma işleri salaklık-aptallık işidir. Kör olacaksın derler büyükler, sağır, dilsiz ama yeri geldiğinde fakat daima konuşacaksın ama önce dinleyeceksin, anlatacaksın, anlayacaksın, bıkmadan, usanmadan çünkü seviyorsun, en zorunu başardın diye.
İşte ben kendime bi tarafı -o taraf ki kalbi ve hisleri özgür bırakan, salak-aptal birisini arıyorum mutlu olabileyim; kusurlarım olmadan, yanlış yapmadan... Çünkü ben bir salağım ve bir aptalım ki zifiri karanlıkta gördüğüm o minik ışığa gidebiliyorum, beni orada neyin beklediğini bilmeden, büyük bir umutla ve belkide biraz arzuyla...
Dipnot: Küçük bir çocuk sıcağına ve onun sıcağında rahat olacağına inandığı için sobaya gider ve ona dokunur fakat soba çocuğun canını yakarsa o çocuk bir daha sobaya gitmeye korkar, soğuktan donacak bile olsa...
Ve ben aynı zamanda da küçük bir çocuğum, masum, tatlı bir sıcaklık, doğru ölçüde, yanmadan ve yakmadan ısınmak ve ısıtmak isteyen...