10 Ocak 2012 Salı

2012-Yeni Yıl Planları-Dilekleri

Hani herkes 2012'den beklentilerini yazıyordu ya, daha bir hafta öncesine kadar, hem de bir sürü şey ve bazen sanki o istekleri kişinin kendisi değilde 2012 yılı yapacakmış gibi... Benim o zamanlar istediğim birşey vardı; huzur! Ve şimdi, 2012'de nasıl olacağım ve ne yapacağım ile ilgili bir kaç şey yazacağım; artık kimseye herhangi bir konuda "ısrar" etmeyeceğim (tabiki de kısa sürmesini ümit ettiğim alışma dönemini saymazsak). Gelene her zaman kapım açık elbette, fakat sanmayın ki burası yolgeçen hanıdır ve gidene de hiç üzülmeyeceğim; çünkü hani ünlü bir söz vardır; "... giderse zaten hiç senin olmamıştır" diye. Artık uygulayacağım ve sergileyeceğim tavır bu olacaktır. Bir de Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri'nin bir sözü var ve ondan bir parçada der ki;
"Sus gönlüm! Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk'u buluncaya kadar, senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadığını anlayana kadar sus."
E madem inançlı birisiyiz, neden ve nasıl ben bunu göremedim daha önce de uygulayamadım. Bu ikincisiydi ve üçüncüsü ise; inançtan bahsettim fakat benim belki de zaafım; "ego", evet malesef doğru ama öyle ki kontrol altına alınmış, dışarıya bir zararı dokunmayan, lâkin içten içe beni bitiren bir birliktelik bu! Bundan ötürüdür ki bundan sonra kendisini benden zeki zanneden ve/veya benim zekamı küçümseyen kişilere hayatımda başka bir yer açacağım, isimi de; "eğlenme ve motive köşesi" ve her ne zaman bir karanlığa gömülsem buraya bakıp kendi potansiyelimin farkına varacağım ve oradaki kişiler sayesinde yeniden aydınlığa kavuşacağım. Bu arada işi düşünce hatırlanan birisi olunca veya her ne zaman bunu öğrenince/farkedince, o hatırlayan kişinin bir daha aklına gelmeme gerek yok, çünkü bir daha ben onları hatırlamayacağım-unutacağım veya daha kötüsü birgün kinime yenik düşeceğim, ki işte ben de bundan korkuyorum, yani kendimden ve bunu daha sonraya bırakayım ki kendime daha fazla yüklenmeyeyim.
Şimdi bu içten gelen doğruları okurken benden nefret edebilirsiniz, 'ne kadar çok egolu-kendini beğenmiş' diyebilirsiniz fakat unutmayın ki her kim ki kendi düşüncesi veya eylemine karşı gelindiğinde kızmış ise, işte o kişi egoya sahiptir, yani herkes, sadece bunu ne kadar bastırdığımız bizi insan yapar ve beni bildiğiniz kadarıyla insanımdır ki ben kendimi o kadar insan belliyorum. Belki de bundandır bu "ego"mun sebebi, "tecrübe"mden, yaşadıklarımdan. Hani bana diyorsunuz ya, 'Hasan, yaşadıkların roman olur, hatta film' işte budur beni ben yapan ve kendimi bir halt zannetmem; o 2007 yılının Kasım ayındaki o gecenin sabahı hayatımdaki büyük değişme... Çok şey düşündüm o gece ve sabahıyla ilgili, fakat 2012'de artık kesinleşmeye başladı düşüncelerim ve vermeye başladım kararlarımı, neredeyse beş yıl sonra... Bu yazıda bahsi geçen kararlarımın bir kısmını okudunuz. Artık gerisini aklıma geldikçe paylaşacağım sizlerle. Ama biliyorumki aklınızda soru işaretleri vardır, 2007 Kasım'ındaki o gece ve sabahla ilgili, e onu da bir başka yazıda paylaşırım sizlerle.
Sevgilerle ve saygılarla :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder