Bir tarafı yap diyor, diğer tarafı hayır, yapma,
Bir tarafı git diyor, diğer tarafı dur,
Bir tarafı atıl diyor, diğer tarafı düşün,
Bir tarafı risk al diyor, diğer tarafı korkuyor,
Bir tarafı sufî olmak isterken diğer tarafı egoistlikte diren diyor,
Kısacası bir tarafı kalp derken diğer tarafı akıl-mantık diyor.
Zaman hangisinin zamanıdır bilmiyorum ama kara vermek gerek, bunu biliyorum. Fakat şunun da farkındayım; devir süründürme devridir, ya sen ya o, farketmez. Bir taraf canî olurken diğer taraf masum ve müzlim...
Aslında gerek kalmıyor başkasına, bir sadiste. O sadisti içimizde besliyoruz; bölünmüş, parçalanmış, mazoşist ruhumuzun bir parçasında, bir leke gibi, hiç geçmeyeninden...
Aslında içten kirlenmişiz, kendi çabamız ile. Başkasına suç bulmak nafile, çünkü bu sadece bir bahane. Dedim ya, suçlu biziz; bölünmüş, parçalanmış, mazoşist ruhumuz. "Hiç mi kabahat yok bölende" deme, kabahatin büyüğü de ona o hakkı verende.
Bakın yine başa döndük!
Ben konuştukça konuşurum, yazdıkça yazar, fakat biliyorum nereye varacağını konuşmanın; her zamanki gibi en başa!
Dedim ya; karar vermek gerek! Başkasına ihtiyaç duymuyorum, o sadistçe görevi kendime veriyorum, risk alarak, gelene kolaylık olsun, yolu doğru ve kolay bulsun, acı çekmesin diye... Belki hata yapıyorum, 'kolay' değersiz olur, değeri anlaşılmaz belki, ama olsun, aldım ben kararımı, karışmak ne haddinize!..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder